<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İmza Hukuk ve Danışmanlık Bürosu</title>
	<atom:link href="https://imzahukuk.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://imzahukuk.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 01 May 2021 12:12:25 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.2.9</generator>

<image>
	<url>https://imzahukuk.com/wp-content/uploads/2020/05/cropped-siteicon-imzahukuk-32x32.png</url>
	<title>İmza Hukuk ve Danışmanlık Bürosu</title>
	<link>https://imzahukuk.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kripto Para Borsaları ve Thodex Mağdurlarının Hakları</title>
		<link>https://imzahukuk.com/hukuk/kripto-para-thodex/3041/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[imzahukuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Apr 2021 22:55:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilişim Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Ceza Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Tüketici Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[bitcoin]]></category>
		<category><![CDATA[borsa]]></category>
		<category><![CDATA[ceza]]></category>
		<category><![CDATA[kripto]]></category>
		<category><![CDATA[kripto para]]></category>
		<category><![CDATA[tazminat]]></category>
		<category><![CDATA[thodex]]></category>
		<category><![CDATA[tüketici]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://imzahukuk.com/?p=3041</guid>

					<description><![CDATA[Bu yazımıza öncelikle kripto para birimlerine yatırıma ilişkin artan talep üzerine genel bir değerlendirme ve Thodex isimli yerli kripto para borsasının faaliyetlerinin durdurması üzerine uğranılan mağduriyetlere ilişkin genel bir değerlendirme yapılacaktır. Değişen ekonomik koşullar neticesinde geleneksel yatırım araçları yerine kripto para birimlerine yatırım yapan kişi sayısı oldukça artmış durumdadır. Dünyada kripto para birimlerine yatırımların yapılabilmesi]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bu yazımıza öncelikle kripto para birimlerine yatırıma ilişkin artan talep üzerine genel bir değerlendirme ve Thodex isimli yerli kripto para borsasının faaliyetlerinin durdurması üzerine uğranılan mağduriyetlere ilişkin genel bir değerlendirme yapılacaktır.</p>



<p>Değişen ekonomik koşullar neticesinde geleneksel yatırım araçları yerine kripto para birimlerine yatırım yapan kişi sayısı oldukça artmış durumdadır. Dünyada kripto para birimlerine yatırımların yapılabilmesi için aracı kurum olarak tanımlanabilecek pek çok borsa bulunmaktayken ülkemizde de sayıları her geçen gün artan birçok borsa bulunmaktadır. 16.04.2021 tarihinde yayınlanan Ödemelerde Kripto Varlıkların Kullanılmamasına Dair Yönetmelik’le hem adından da anlaşılacağı üzere kripto paraların bir ödeme yöntemi olarak kullanılması yasaklanmış hem de borsalara yatırım yaparken sadece bankaların kullanılmasına karar verilmiştir. Önemli regülasyonların ilk aşaması olarak değerlendirilebilecek bu yönetmeliğin Resim Gazete’de yayınlanmasının birkaç gün sonrasında 2017 yılından beri faaliyette bulunan ve son zamanlarda pek çok ünlü isim ile reklam çalışması yaparak bilinirliğini arttıran Thodex adlı kripto para borsasının önce sitesine erişimin kapatıldığı ardından CEO Faruk Fatih ÖZER’in 20 Nisan 2021 Salı günü 2 milyar Amerikan doları ile yurtdışına kaçtığı öğrenilmiştir. Yaklaşık 400.000 yatırımcısı bulunan Thodex’in faaliyetlerini durdurması ve CEO’sunun yurtdışına kaçtığının iddia edilmesi üzerine yatırımcıların aklına takılan en önemli iki soru uğranılan zararın tazmini ve faillerin cezalandırılmasının nasıl olacağıdır. Söz konusu uyuşmazlıklar özel hukuk ve ceza hukuku yargılaması olarak iki farklı disiplinin alanına girmekte olup buna göre değerlendirme yapılacaktır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Uğranılan Zararın Tazmini</h2>



<p>Mağdur durumdaki yatırımcıların Thodex bünyesinde bulunan yatırımlarının korunabilmesi adına ivedi olarak Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından şirketin tüm banka hesaplarına bloke konuldu. Fakat söz konusu blokenin yatırımcıların zararlarını karşılamaya yetmeyeceği düşünülmektedir. Eğer yatırımcıların zararları bloke konulan hesaplar ile karşılanamaz ise yatırımcıların zararlarını tazmin etmek adına hukuki yollara başvurmaları gerekecek. Mağdurların ellerinde iki seçenek bulunmakta olup bunlardan ilki hukuk mahkemelerinde alacak davası açmak ya da icra müdürlükleri vasıtasıyla icra takibi başlatmaktır. Burada izlenecek yolun tespiti bakımından avukatınız ile görüşmeniz önem arz etmektedir. Başvurulacak her iki hukuki yolda da ne yazık ki mağdurların zararlarının karşılanacağı kesin değildir. Zira haberlerde belirtildiği üzere bir dolandırıcılık söz konusu ise şirketin boşaltılması ihtimali oldukça kuvvetlidir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Failleri Cezalandırılması</h2>



<p>Thodex’ten paralarını çekemeyen mağdurlar şirket yetkilileri hakkında savcılıklar nezdinde nitelikli dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanma gibi pek çok suçtan dolayı suç duyurusunda bulunabilecek olup bu süreçte uğranılan zararın ispat edilmesi hususu önem taşımakta olup mutlaka ispat kuvveti bulunan evraklarının da (işlem görselleri, hesap dökümleri gibi) suç duyurusu dilekçesi ekinde sunulması gerekmektedir. Anılan süreçler titiz incelemeler ve iş takibi gerektirmektedir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Sonuç</h2>



<p>Her iki hukuki talep de gerek takibi gerek izahı bakımından hassas işlemler olup İmza Hukuk ve Danışmanlık Bürosu olarak yazımıza belirtilen tüm uyuşmazlıklarınız ile ilgilenmekte ve bu kapsamda haklarınızın korunması için yoğun çaba sarf etmekteyiz. Aklınıza takılan başkaca hususları danışmak ve hukuki destek almak için iletişim numaramızdan ve elektronik posta adresimizden bizlere ulaşabilirsiniz.</p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ulusal Bayram ve Genel Tatil (UBGT) Alacağı Nedir? Kimler Hak Kazanabilir?</title>
		<link>https://imzahukuk.com/hukuk/is-ve-sosyal-guvenlik-hukuku/ubgt-alacagi/3031/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[imzahukuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Apr 2021 21:59:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[alacak]]></category>
		<category><![CDATA[bayram]]></category>
		<category><![CDATA[haklı fesih]]></category>
		<category><![CDATA[haksız fesih]]></category>
		<category><![CDATA[iş hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[işçi]]></category>
		<category><![CDATA[işveren]]></category>
		<category><![CDATA[tatil]]></category>
		<category><![CDATA[ubgt]]></category>
		<category><![CDATA[ücret]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://imzahukuk.com/?p=3031</guid>

					<description><![CDATA[Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışan kişilerin alacağına Ulusal Bayram ve Genel Tatil alacağı denmekte olup genellikle UBGT alacağı olarak anılmaktadır. Aslolan işçilerin bu günlerde çalışmaması olmakla birlikte sözleşmeleri ile çalışma kararlaştırılabilir. Ulusal Bayram ve Genel Tatil Günleri (UBGT) Nelerdir? Ulusal Bayram ve Genel Tatil Günleri Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun ile]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışan kişilerin alacağına Ulusal Bayram ve Genel Tatil alacağı denmekte olup genellikle UBGT alacağı olarak anılmaktadır. Aslolan işçilerin bu günlerde çalışmaması olmakla birlikte sözleşmeleri ile çalışma kararlaştırılabilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Ulusal Bayram ve Genel Tatil Günleri (UBGT) Nelerdir?</h2>



<p>Ulusal Bayram ve Genel Tatil Günleri Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun ile belirlenmiş olup;</p>



<ul><li>Cumhuriyet Bayramı <em>(28 Ekim saat 13:00’ten itibaren başlar ve 29 Ekim günü devam eder)</em></li><li>Yılbaşı günü</li><li>1 Mayıs günü</li><li>15 Temmuz günü</li><li>23 Nisan günü Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı günü</li><li>19 Mayıs günü Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı günü</li><li>30 Ağustos günü Zafer Bayramı günü</li><li>Ramazan Bayramı <em>(Arefe günü saat 13:00’ten itibaren 3,5 gün)</em></li><li>Kurban Bayramı <em>(Arefe günü saat 13:00’ten itibaren 4,5 gün)</em><em></em></li></ul>



<p>günleri Ulusal Bayram ve Genel Tatil günleridir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">UBGT Alacağı Ne Kadardır?</h2>



<p>İşçilerin Ulusal Bayram ve Genel Tatil günlerinde çalışması hâlinde bu günler aslen çalışılmasa dahi ücrete hak kazanılan günler olduğundan hem çalışılan günün alacağına hem de tatil günü olmasından kaynaklanan alacağa hak kazanılır. Yani Ulusal Bayram ve Genel Tatil günlerinde çalışan işçi çalıştığı günün ücretinin 2 (iki) katına hak kazanır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Ödenmemesi Hâlinde Talep Hakkı</h2>



<p>İşçilerin bugünlerde çalışmaları hâlinde alacaklarını İş Kanunu uyarınca en geç 21 gün içerisinde almaları gerekmektedir. Bu bedellerin ödenmemesi işçiye haklı nedenle fesih hakkı vermekle birlikte bakiye kalan alacakları da talep etme hakları mevcuttur.</p>



<h2 class="wp-block-heading">UBGT Alacağında İspat Yükü</h2>



<p>Ulusal Bayram ve Genel Tatil günlerinde çalışma yapıldığının ispatı işçiye ait olmakla birlikte ödemenin yapıldığı hususunda ispat yükü işverendedir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Görevli ve Yetkili Mahkeme</h2>



<p>Ulusal Bayram ve Genel Tatil ücreti alacağı için görevli mahkeme İş Mahkemeleri olmakla birlikte yetkili mahkeme davalı işyerinin bulunduğu yer mahkemesi ve işyerinin bulunduğu yer mahkemesidir. Ayrıca UBGT alacağına ilişkin davalar zorunlu arabuluculuğa tabidir.</p>



<p>İmza Hukuk ve Danışmanlık Bürosu olarak işçi – işveren uyuşmazlıklarından kaynaklanan tüm uyuşmazlıklarınız ile ilgilenmekte ve bu kapsamda haklarınızın korunması ve emeklerinizin karşılığının alınması için yoğun çaba sarf etmekteyiz. Aklınıza takılan başkaca hususları danışmak ve hukuki destek almak için iletişim numaramızdan ve elektronik posta adresimizden bizlere ulaşabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Koronavirüs Pandemisi ve İş Hukuku &#8211; III</title>
		<link>https://imzahukuk.com/hukuk/is-ve-sosyal-guvenlik-hukuku/koronavirus-pandemisi-ve-is-hukuku-iii/340/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[imzahukuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 May 2020 16:40:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19]]></category>
		<category><![CDATA[İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[covid-19]]></category>
		<category><![CDATA[haklı fesih]]></category>
		<category><![CDATA[haksız fesih]]></category>
		<category><![CDATA[iş hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[iş kazası]]></category>
		<category><![CDATA[işçi]]></category>
		<category><![CDATA[işveren]]></category>
		<category><![CDATA[korona]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[tedbir]]></category>
		<category><![CDATA[ücretli izin]]></category>
		<category><![CDATA[ücretsiz izin]]></category>
		<category><![CDATA[uzaktan çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://imzahukuk.com/?p=340</guid>

					<description><![CDATA[7244 SAYILI KANUNLA DÜZENLENMEYEN HUSUSLAR Bu süreçte iş hukukuna dair bir takım sorular ve sorunlara 7244 sayılı Kanun ile cevap verilmemiş olup genel iş hukuku kuralları ve mantığı çerçevesinde aşağıda cevaplanacaktır. İşçinin Ücretli İzne Çıkarılması Bu süreçte yukarıda belirtilen düzenlemeler dışında kalmak ve işçilerini korumak isteyen işverenler ücretli izin kullandırabilir. Bu durumda genel düzenlemeler ışığında]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>7244 SAYILI KANUNLA DÜZENLENMEYEN HUSUSLAR</strong></p>



<p>Bu süreçte iş hukukuna dair bir takım sorular ve sorunlara 7244 sayılı Kanun ile cevap verilmemiş olup genel iş hukuku kuralları ve mantığı çerçevesinde aşağıda cevaplanacaktır.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>İşçinin Ücretli İzne Çıkarılması</strong></h2>



<p>Bu süreçte yukarıda belirtilen düzenlemeler dışında kalmak ve işçilerini korumak isteyen işverenler ücretli izin kullandırabilir. Bu durumda genel düzenlemeler ışığında hareket edilmeli ve işçinin hakedişleri ödenmelidir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>İşçinin Koronavirüse Yakalanması İş Kazası Mıdır?</strong></h2>



<p>İşçi, söz konusu virüse işyerinde yakalanmış ise söz konusu durumun bir iş kazası olarak nitelendirilmesi mümkündür. Bu yazının hazırlanması sürecinde Sosyal Güvenlik Kurumu Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından yayınlanan 07.05.2020 tarih ve 2020/12 sayılı genelge ile Covid-19’un iş kazası sayılmayacağı belirtilmiş ise de kurumun kendisini ve işverenleri koruma kaygısıyla yayınladığı bu genelgenin yargılama safhasında geçerli sayılmayacağını ve benzer bir salgın hastalık olan H1N1 (Domuz Gribi) salgını sonrasında Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin vermiş olduğu 15.04.2019 tarih, 2018/5018 E. ve 2019/2931 K. sayılı kararında iş kazası olarak değerlendirdiği gibi koronavirüsün de iş kazası olarak sayılabileceğini düşünmekteyiz.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>İşveren Ücretsiz İzin Dışında İmkanlara da Sahiptir</strong></h2>



<p>İşveren, 7244 sayılı Kanun’da tanınan ücretsiz izin imkânı dışında imkânlara da sahiptir. Şöyle ki; işveren, genel ekonomik kriz, bölgesel kriz, sektörel kriz ya da zorlayıcı sebeplerden dolayı haftalık çalışma sürelerinin geçici olarak en az 1/3 oranında azaltılması ya da tamamen veya kısmen en az 4 hafta süreyle durdurulması hallerinde kısa çalışma ödeneceğine başvurabilir. Kısa çalışma kapsamında işverenin işçilerine kısa çalışma ödeneği ödenmesi ve genel sağlık sigortası primlerinin karşılanması imkânı tanınmaktadır. Bu imkândan yararlanabilmek için işveren ve işçi için birtakım koşullar getirilmiştir. İşveren için belirtilen sebeplerden kaynaklı olarak çalışma süresinin önemli ölçüde azaldığının ya da durduğunun müfettişlerce tespiti, işçi için de işverenin talebinin uygun bulunması, son 3 yıl içinde 450 gün prim ödenmiş olması, son 60 gün sigortalı olunması (süreler Covid-19 sebebiyle düşürülmüş olup diğer durumlar için 600 gün ve 120 gün koşulları devam etmektedir.) ve müfettişlerce yapılacak inceleme sonucunda düzenlenen listede işçinin bilgilerinin bulunması gerekmektedir. Bu koşulların sağlanması ve uygun bulunması hâlinde 3 ay süre ile kısa çalışma ödeneği ödenir. Bu kapsamda işçiye, son on iki aylık prime esas kazancı baz alınarak hesaplanan günlük ortalama brüt kazancının %60’ı ödenir. Bu şekilde hesaplanan kısa çalışma ödeneği miktarı, aylık asgari ücretin brüt tutarının %150’sini geçmeyecektir.</p>



<p>İşveren bu ödeneğe başvurmak için koronavirüsten etkilendiğine ilişkin kanıtlarını, kısa çalışma talep formunu, işçi listesini bağlı bulunduğu İŞKUR biriminin elektronik posta adresine e-posta olarak göndermelidir. Ayrıca işveren kısa çalışma ödeneğinden yararlandığı süre boyunca ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan hâller dışında işçi çıkarmamalıdır.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Uzaktan Çalışma Hâlinde İşveren İşçiye Sunduğu Teklifleri Sürdürmek Zorundadır.</strong></h2>



<p>Uzaktan çalışma imkânı bulunan işyerlerinde çalışan işçiler, iş sözleşmelerinde yer alan ya da teamül hâlinde gelen ücret dışı ödemelere <em>(yemek ücreti gibi) </em>hak kazanmaktadırlar. İşveren bu tekliflerinden tek taraflı olarak vazgeçemez.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>İşverenin Gerekli Önlemi Almaması İşçiye Fesih İmkânı Tanıyabilir</strong></h2>



<p>İşveren, 6331 sayılı İş Sağlığı Güvenliği Kanunu ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 417. maddesi uyarınca işçilerin işle ilgili sağlık ve güvenliklerini sağlamakla yükümlüdür. İçinde bulunduğumuz süreçle ilgili olarak da Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı işverenlerin uygulaması gereken tedbirleri açıklamıştır. İşverenin yükümlülüklerini yerine getirmemesi hâlinde işçi iş sağlığı güvenliği kuruluna, kurul yoksa işverene başvurarak durumun tespitini ve tedbirlerin alınmasını talep edebilir. Talebi yerine getirilene kadar çalışmaktan kaçınabilir, gerekli önlemlerin alınmaması hâlinde de iş sözleşmesini feshedebilir. İşçinin, çalışmaktan kaçındığı süredeki ücret ve sözleşmeden kaynaklı diğer alacakları saklıdır.&nbsp;</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>İşçi Alınan Tedbirlere Uymakla Yükümlüdür</strong></h2>



<p>İşçi, işveren tarafından uygulanan tedbirlere uymakla yükümlüdür. İşbu tedbirlere uymaması hâlinde ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranma sebebiyle iş sözleşmesi işveren tarafından feshedilebileceği gibi tedbirlere uymamasından kaynaklı olarak başkaca bir iş arkadaşının zarara uğraması hâlinde de kişisel sorumluluk altına girmesi mümkündür.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>İşverenin Gerekli Tedbirleri Almasına Rağmen İşçinin Çalışmaktan Kaçınması Halinde</strong></h2>



<p>İşveren gerekli tedbirleri almış ve işçi çalışmaktan kaçınıyor ise işveren İş Kanunu’nun geçici 10. maddesi uyarınca işçiyi ücretsiz izne çıkarabilir. İşçi, tek başına ücretsiz izne ayrılma kararı alırsa devletin sunduğu nakdi destekten yararlanamaz. İşveren kısa çalışma ödeneğine başvurduysa ve işyerinin faaliyeti tamamen durmadıysa ve işçi çalışmaktan kaçınıyorsa bu durum devamsızlık olarak nitelendirilecektir. İşçinin bir sağlık kuruluşundan rapor alması lehine olacaktır.</p>



<p>İmza Hukuk ve Danışmanlık Bürosu olarak pandemi süreci öncesi ve sonrası işçi &#8211; işveren uyuşmazlıklarından kaynaklanan tüm uyuşmazlıklarınız ile ilgilenmekte ve bu kapsamda haklarınızın korunması ve emeklerinizin karşılığının alınması için yoğun çaba sarf etmekteyiz. Aklınıza takılan başkaca hususları danışmak ve hukuki destek almak için iletişim numaramızdan ve elektronik posta adresimizden bizlere ulaşabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Koronavirüs Pandemisi ve İş Hukuku &#8211; II</title>
		<link>https://imzahukuk.com/hukuk/is-ve-sosyal-guvenlik-hukuku/koronavirus-pandemisi-ve-is-hukuku-ii/332/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[imzahukuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 May 2020 16:32:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19]]></category>
		<category><![CDATA[İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[covid-19]]></category>
		<category><![CDATA[iş hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[işçi]]></category>
		<category><![CDATA[işveren]]></category>
		<category><![CDATA[korona]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[patron]]></category>
		<category><![CDATA[sigorta]]></category>
		<category><![CDATA[ücretsiz izin]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://imzahukuk.com/?p=332</guid>

					<description><![CDATA[7244 SAYILI KANUNLA DÜZENLENEN SORUNLAR KANUNUN 7. MADDESİ İLE GELEN YENİLİKLER 7244 sayılı Kanun’un 7. maddesi: 4447 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.“GEÇİCİ MADDE 24 – Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte iş sözleşmesi bulunmakla birlikte 4857 sayılı Kanunun geçici 10 uncu maddesi uyarınca işveren tarafından ücretsiz izne ayrılan ve kısa çalışma ödeneğinden yararlanamayan işçiler ile&#160;15/3/2020&#160;tarihinden]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>7244 SAYILI KANUNLA DÜZENLENEN SORUNLAR</strong></p>



<ul><li><strong>KANUNUN 7. MADDESİ İLE GELEN YENİLİKLER</strong></li></ul>



<blockquote class="wp-block-quote"><p><strong>7244 sayılı Kanun’un 7. maddesi:</strong></p><cite><em>4447 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</em><br><em>“GEÇİCİ MADDE 24 – Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte iş sözleşmesi bulunmakla birlikte 4857 sayılı Kanunun geçici 10 uncu maddesi uyarınca işveren tarafından ücretsiz izne ayrılan ve kısa çalışma ödeneğinden yararlanamayan işçiler ile&nbsp;15/3/2020&nbsp;tarihinden sonra 51 inci madde kapsamında iş sözleşmesi feshedilen ve bu Kanunun diğer hükümlerine göre işsizlik ödeneğinden yararlanamayan işçilere, herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşundan yaşlılık aylığı almamak kaydıyla ve 4857 sayılı Kanunun geçici 10 uncu maddesinde yer alan fesih yapılamayacak süreyi geçmemek üzere, bu süre içinde ücretsiz izinde bulundukları veya işsiz kaldıkları süre kadar, Fondan günlük 39,24 Türk lirası nakdi ücret desteği verilir. Yapılan ödemelerden damga vergisi hariç herhangi bir kesinti yapılamaz.</em><br><em>Birinci fıkra kapsamında ücretsiz izne ayrılarak nakdi ücret desteğinden yararlanan işçinin fiilen çalıştırıldığının tespiti halinde işverene, bu şekilde çalıştırılan her işçi ve çalıştırıldığı her ay için ayrı&nbsp;ayrı&nbsp;olmak üzere fiilin işlendiği tarihteki 4857 sayılı Kanunun 39 uncu maddesince belirlenen aylık brüt asgari ücret tutarında çalışma ve iş kurumu il müdürlüklerince idari para cezası uygulanır ve ödenen nakdi ücret desteği ödeme tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte işverenden tahsil edilir.</em><br><em>Bu madde kapsamında nakdi ücret desteğinden yararlananlardan 5510 sayılı Kanuna göre genel sağlık sigortalısı veya genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi kapsamına girmeyenler, aynı Kanunun 60&nbsp;ıncı&nbsp;maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi kapsamında genel sağlık sigortalısı sayılırlar ve genel sağlık sigortasına ilişkin primleri Fondan karşılanır.</em><br><em>Bakanlık, nakdi ücret desteğine ilişkin ödeme usul ve esaslarını belirlemeye ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermeye yetkilidir.”</em></cite></blockquote>



<p>Kanuna eklenen bu hükümde getirilen yenilikler:</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>İşçiye Nakdi Destek Sağlanması</strong></h2>



<p>Madde, işverenin tek taraflı iradesi ile ücretsiz izne ayrılan işçiler ile İşsizlik Sigortası Kanunu m. 51 kapsamında iş sözleşmesi feshedilen fakat kanuna göre işsizlik ödeneğine hak kazanamayan işçilere devlet tarafından nakdi destek sağlanması imkânını getirmiştir. Bunun istisnası ise herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşundan yaşlılık aylığı almamaktır. Yani emekli olup da çalışmaya devam edenler madde uyarınca nakdi destek dışında tutulmuştur. Şartları taşıyan işçilere ücretsiz izinde bulundukları veyahut işsiz kaldıkları süre boyunca <em>(kanuna göre 17 Nisan 2020 tarihinden itibaren 3 ay) </em>her gün için 39,24 Türk Lirası İşsizlik Sigortası Fonundan ödenecektir. Bu ödemeden yalnızca damga vergisi kesintisi yapılacaktır.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Genel Sağlık Sigortasından Yararlanmaya Devam Edilmesi</strong></h2>



<p>Madde, normal şartlarda 30 günü aşan ücretsiz izinlerde yararlanılamayan genel sağlık sigortasının kapsamını genişletmiştir. Şöyle ki; nakdi ücret desteğinden yararlananlardan kanun <em>(Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası)</em> kapsamına girmeyenler ve onların bakmakla yükümlü olduğu kişiler, harici bir prim ödemeksizin ya da Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’na başvurmaksızın yararlanacak ve buna ilişkin primler de işsizlik sigortası fonundan karşılanacaktır.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Bu Destekten Faydalananların Fiilen Çalıştırılması Yasağı</strong></h2>



<p>Madde, ücretsiz izinden kaynaklı nakdi destekten yararlanan işçinin çalıştırılmasını yasaklamıştır. Bu durumun tespiti hâlinde işverene her işçi için o tarihteki brüt asgari ücret tutarında idari para cezası kesileceği ve yapılan nakdi ücret desteğinin de ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsil edileceği maddede düzenlemiştir.</p>



<p>İçinde bulunulan pandemi sürecinde iş hukukundan kaynaklı tüm sorunlar yukarıda sayılan kanun maddeleri ile düzenlenmiş olmayıp diğer hususlara da aşağıda değinilmiştir.</p>



<p>İmza Hukuk ve Danışmanlık Bürosu olarak pandemi süreci öncesi ve sonrası işçi &#8211; işveren uyuşmazlıklarından kaynaklanan tüm uyuşmazlıklarınız ile ilgilenmekte ve bu kapsamda haklarınızın korunması ve emeklerinizin karşılığının alınması için yoğun çaba sarf etmekteyiz. Aklınıza takılan başkaca hususları danışmak ve hukuki destek almak için iletişim numaramızdan ve elektronik posta adresimizden bizlere ulaşabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Koronavirüs Pandemisi ve İş Hukuku &#8211; I</title>
		<link>https://imzahukuk.com/hukuk/is-ve-sosyal-guvenlik-hukuku/koronavirus-surecinde-is-hukuku/272/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[imzahukuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 May 2020 16:20:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19]]></category>
		<category><![CDATA[İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[covid-19]]></category>
		<category><![CDATA[iş hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[iş kazası]]></category>
		<category><![CDATA[karantina]]></category>
		<category><![CDATA[kısa çalışma ödeneği]]></category>
		<category><![CDATA[korona]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[meslek hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[ücretsiz izin]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<category><![CDATA[wuhan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://imzahukuk.com/?p=272</guid>

					<description><![CDATA[İlk olarak Çin’in Hubey eyaletine bağlı Wuhan kentinde 31 Aralık 2019’da sebebi bilinmeyen bir solunum yolu rahatsızlığı olarak ortaya çıkan koronavirüs, 7 Ocak 2020’de Dünya Sağlık Örgütü’nün isimlendiresiyle Covid-19 adını almış 30 Ocak 2020’de de bulaşıcılığının çok yüksek olması sebebiyle pandemi (küresel salgın) olarak ilan edilmiştir. Ülkemizde de 11 Mart 2020 itibariyle ilk vaka görülmüş,]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İlk olarak Çin’in Hubey eyaletine bağlı Wuhan kentinde 31 Aralık 2019’da sebebi bilinmeyen bir solunum yolu rahatsızlığı olarak ortaya çıkan koronavirüs, 7 Ocak 2020’de Dünya Sağlık Örgütü’nün isimlendiresiyle Covid-19 adını almış 30 Ocak 2020’de de bulaşıcılığının çok yüksek olması sebebiyle pandemi (küresel salgın) olarak ilan edilmiştir. Ülkemizde de 11 Mart 2020 itibariyle ilk vaka görülmüş, buna bağlı olarak daha önceden alınmaya başlanan önlemler de sıkılaştırılmış ve genişletilmiştir. Bu tedbirler kapsamında pek çok işyeri zorunlu olarak kapatılmış veya tam randımanlı olarak çalışamaz hâle gelmiş; sonuç olarak da işçi – işveren ilişkileri kapsamında birtakım düzenlemeler yapılması gerekliliği doğmuştur.</p>



<p>Söz konusu tedbirler kapsamında 17 Nisan 2020 tarihinde <em>Yeni Koronavirüs (Covid-19) Salgınının Ekonomik ve Sosyal Hayata Etkilerinin Azaltılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun </em>(Bundan sonra 7244 sayılı Kanun olarak belirtilecektir.) yürürlüğe girmiş ve pek çok alanda düzenlemeler getirmiştir. Bu düzenlemeler ve genel olarak pandemi sürecinde işçi – işveren ilişkilerinden doğabilecek birtakım sorunları yazı dizimizde inceleyeceğiz.</p>



<p><strong>7244 SAYILI KANUNLA DÜZENLENEN SORUNLAR</strong></p>



<ul><li><strong>KANUNUN 9. MADDESİ İLE GELEN YENİLİKLER</strong></li></ul>



<blockquote class="wp-block-quote"><p></p><cite><strong>7244 sayılı Kanun&#8217;un 9. maddesi:</strong><br>&#8220;<em>22/5/2003&nbsp;tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu’na aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</em><br><em>“GEÇİCİ MADDE 10 – Bu Kanunun kapsamında olup olmadığına bakılmaksızın her türlü iş veya hizmet sözleşmesi, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay süreyle 25 inci maddenin birinci fıkrasının (II) numaralı bendinde ve diğer kanunların ilgili hükümlerinde yer alan ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzeri sebepler dışında işveren tarafından feshedilemez.</em><br><em>Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç aylık süreyi geçmemek üzere işveren işçiyi tamamen veya kısmen ücretsiz izne ayırabilir. Bu madde kapsamında ücretsiz izne ayrılmak, işçiye haklı nedene dayanarak sözleşmeyi fesih hakkı vermez.</em><br><em>Bu madde hükümlerine aykırı olarak iş sözleşmesini fesheden işveren veya işveren vekiline, sözleşmesi feshedilen her işçi için fiilin işlendiği tarihteki aylık brüt asgari ücret tutarında idari para cezası verilir.</em><br><em>Cumhurbaşkanı birinci ve ikinci fıkrada yer alan üç aylık süreleri altı aya kadar uzatmaya yetkilidir.”</em></cite></blockquote>



<p>hükmünü getirmiş olup bu hükümde getirilen yenilikler:</p>



<h2 class="wp-block-heading">İşveren Bakımından Fesih Yasağı</h2>



<p>Kanunun yayınlandığı 17 Nisan 2020 tarihinden itibaren 3 ay boyunca <em>(Bu süre Cumhurbaşkanı kararıyla 6 aya kadar uzatılabilir.)</em> işveren tarafından işçinin iş sözleşmesini feshedemeyecektir. Bunun istisnası ise işçinin İş Kanunu’nun 25/I(II) bendi ve diğer kanunlarda yer alan ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan hâlleridir. Bu hâllerin bulunmadığı durumda işveren işçiyi işten çıkaramayacaktır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Geçici İstihdam Güvencesi</h2>



<p>Madde ile geçici istihdam güvencesi getirilmesi amaçlanmıştır. Şöyle ki; fesih yasağının uygulanması sebebiyle işçiler bakımından koruyucu bir önlem alınmış, işçilerin işsiz kalmalarının önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda işveren işçiyi çıkartmak yerine ücretsiz izin verebileceği gibi şartları sağlaması hâlinde kısa çalışma ödeneğine de başvurabilir. Şartların sağlanması hâlinde ücretsiz izin yerine kısa çalışma ödeneğine başvurulmasının meblağın daha yüksek olması bakımından tercih edilmesi gerektiğini düşünmekteyiz.</p>



<h2 class="wp-block-heading">İş Kanunu Kapsamında Olan ve Olmayan Tüm İş Sözleşmelerinin Dahil Edilmesi</h2>



<p>Madde, metinde de belirtildiği üzere 4857 sayılı İş Kanunu kapsamına giren ya da girmeyen tüm iş sözleşmeleri için geçerli olacak ve uygulanacaktır. Yani her türlü iş sözleşmesi bu madde kapsamında değerlendirilecektir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">İşçinin Ücretsiz İzne Dayanarak İş Sözleşmesini Feshedememesi</h2>



<p>Madde, günlük hayatın olağan akışına aykırı olarak ücretsiz izin konusunda işverenin tek taraflı iradesini yeterli görmüş, bu kapsamda işçiye bir fesih imkânı da sunmamıştır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Aykırılık Hâlinde Para Cezası</h2>



<p>İşveren geçici madde ile getirilen fesih yasağına <em>(istisna dışında) </em>uymazsa sözleşmesi feshedilen her işçi için aylık brüt ücreti oranında idari para cezası ile karşılaşacaktır.</p>



<p>Yukarıda bahsedilen madde ile ücretsiz izne ayrılmak zorunda kalan ve iş sözleşmesini bu kapsamda feshedemeyen işçinin korunması amacıyla da 7244 sayılı Kanun’un 7. maddesi ile 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’na Geçici 24. madde eklemiştir.</p>



<p>İmza Hukuk ve Danışmanlık Bürosu olarak pandemi süreci öncesi ve sonrası işçi &#8211; işveren uyuşmazlıklarından kaynaklanan tüm uyuşmazlıklarınız ile ilgilenmekte ve bu kapsamda haklarınızın korunması ve emeklerinizin karşılığının alınması için yoğun çaba sarf etmekteyiz. Aklınıza takılan başkaca hususları danışmak ve hukuki destek almak için iletişim numaramızdan ve elektronik posta adresimizden bizlere ulaşabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uyuşturucu Madde Ticareti ve Bulundurma Suçu</title>
		<link>https://imzahukuk.com/hukuk/ceza-hukuku/uyusturucu-madde-ticareti-ve-bulundurma-sucu/274/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[imzahukuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 May 2020 22:03:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceza Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[ceza]]></category>
		<category><![CDATA[uyuşturucu]]></category>
		<category><![CDATA[uyuşturucu bulundurma]]></category>
		<category><![CDATA[uyuşturucu kullanma]]></category>
		<category><![CDATA[uyuşturucu satma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://imzahukuk.com/?p=274</guid>

					<description><![CDATA[Uyuşturucu madde ticareti suçu Türk Ceza Kanunu’nun 188. maddesinde tanımlanmıştır. Genel itibari ile uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin imali, ithali, ihracı, ülke içerisinde satışa hazır hale getirilmesi, satılması, sevk edilmesi, nakledilmesi, depolanması, ticaret amacıyla satın alınması, bulundurulması seçimlik hareketleri ile meydana gelmektedir. Uyuşturucu madde ticareti suçunun imal, ithal veya ihraç şeklinde yer alan seçimlik hareketlerin kullanılarak]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Uyuşturucu madde ticareti suçu Türk Ceza Kanunu’nun 188. maddesinde tanımlanmıştır. Genel itibari ile uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin imali, ithali, ihracı, ülke içerisinde satışa hazır hale getirilmesi, satılması, sevk edilmesi, nakledilmesi, depolanması, ticaret amacıyla satın alınması, bulundurulması seçimlik hareketleri ile meydana gelmektedir.</p>



<p>Uyuşturucu madde ticareti suçunun imal, ithal veya ihraç şeklinde yer alan seçimlik hareketlerin kullanılarak yapılması halinde TCK m. 188/1 uyarınca 20 yıldan 30 yıla kadar hapis cezası ve 2.000 günden 20.000 güne kadar adli para cezası verilmektedir. Ülkemizde bu seçimlik hareketler sebebiyle görülmekte olan yargılamalar daha az nitelik göstermektedir. Ağırlıklı olarak TCK m. 188/3’te yer alan seçimlik hareketlerle suçun işlendiği görülmektedir.</p>



<p>Bu doğrultuda uyuşturucu ve uyarıcı maddeleri; ülke içerisinde satan, satışa arz eden, başkalarına veren, sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden, bulunduran kişiler için 10 yıldan az olmamak kaydıyla hapis cezası ve 1.000 günden 20.000 güne kadar adli para cezası verilmektedir.</p>



<p>Uyuşturucu madde ticari suçunun ceza sınırları yukarıda olup bu doğrultuda yapılacak olan yargılama ile alınacak hapis cezasının da özgürlükleri uzun vadede kısıtlayacağı aşikardır. Günümüzde en önemli sorun uyuşturucu madde kullanımı suçu ile uyuşturucu madde ticareti suçu arasındaki farkın ve değerlendirmenin nitelikli bir şekilde yapılmamasıdır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Uyuşturucu Madde Kullanma</h2>



<p>Türk Ceza Kanunu m. 191 ile kullanım maksatlı olarak uyuşturucu kullanımındaki seçimlik hareketleri belirtmiştir. Bu doğrultuda uyuşturucu ve uyarıcı maddeyi satın alan, kabul eden, bulunduran veya kullanan kişilere 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilmektedir. Kullanıcılık suçu olarak da nitelendirilen TCK m. 191 ile TCK m. 188/3 sürekli olarak iç içe girmekte ve değerlendirmede yapılan hatalardan dolayı tutuklulukta geçen süreler artmaktadır. Hatta yargı kararlarında dahi bu ayrımdan kaynaklı olarak hatalı cezalandırmalar görülmektedir.</p>



<p>Yargıtay, uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti ve kullanmak maksadı ile uyuşturucu madde bulundurma suçunda belirli kriterler tesis etmiştir. <strong><em>(Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/623 Esas 2019/123 karar)</em></strong> Bu doğrultuda;</p>



<p><strong><u>Yargıtay’ın gözettiği ölçütler;</u></strong></p>



<blockquote class="wp-block-quote"><p>Yakalanan uyuşturucu ve uyarıcı maddenin miktarı. Bu doğrultuda Yargıtay uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurun kişinin kendi kişisel kullanımı için yeterli düzeyde olup olmadığına bakmaktadır. Yakalanan uyuşturucu miktarı kişisel kullanım sınırları içerisinde ise uyuşturucu madde kullanımı uyarınca yargılama yapılmalı ve o suça uygun ceza verilmelidir. Ancak yakalanan uyuşturucu madde miktarı kişisel kullanım sınırını aşıyor ise bu durumda yakalanan uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin satış maksadı ile elde bulundurulduğu kanısındadır. Kullanım sınırlarına ilişkin olarak genel itibari ile örnek teşkil etmesi açısından; esrar kullanımı için her seferinde 1 &#8211; 1,5 gr olmak üzere günde 3 defa kullanıma uygun olacak şekilde bulundurulması ticaret suçunu değil uyuşturucu madde kullanımı suçunu gündeme getirecektir. Bu doğrultuda yıllık kullanım miktarını aşacak şekilde uyuşturucu madde bulunduran kişinin TCK m. 188 uyarınca uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediği kabul edilecektir. </p><cite><strong><em>Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/9-378 Esas 2018/618 Karar ve 06.12.2018 tarihli kararı</em></strong></cite></blockquote>



<ul><li>Yakalanan kişinin elinde bulundurduğu uyuşturucu maddeleri başkasına satma, devretme ve temin etme davranışı içerisinde olup olmadığı.</li></ul>



<ul><li>Uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin ele geçirildiği yer ve bulunduruluş şekli. Kişisel kullanımı için uyuşturucu madde bulunduran kimse uyuşturucu maddeleri gizli yerlere saklama veya zor ulaşabileceği yerlere koyma çabası içerisinde girmeyecektir. Bağımlılık mevcut olduğu için bu durumda kişi en kolay ulaşacağı yere uyuşturucu maddesini bırakmaktadır. Uyuşturucu maddenin çok sayıda ve özenle hazırlanmış paketler içerisinde bulunması, Her paketin ağırlığının hassas terazi ile tartıldığında aynı olması, uyuşturucu maddelerin ele geçirildiği alan içerisinde hassas terazi veya poşetleme makinaları gibi uyuşturucu maddeyi bölmeye yaran aletlerin mevcut olması durumlarında ise tüm bu hazırlıkların tamamen satışa yönelik olduğu; kullanım suçunun oluştuğunun iddia edilemeyeceği kanısına varılmaktadır.</li></ul>



<p>Belirtilmiş olan hususlar TCK m. 191 ile TCK m. 188 arasında yer alan farklılıkların tespiti maksadıyla Yargıtay tarafından kabul edilmiş kriterlerdir. Yine uygulama içerisinde kişinin üzerinde parçalı para olarak tabir edilen (5 TL 10 TL 20 TL 50 TL 100 TL 200 TL) şekilde para bulunması durumu da satıcılık suçuna ilişkin delil olarak değerlendirilmektedir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Ağırlaştırıcı Hâller</h2>



<p>Uyuşturucu ve Uyarıcı Madde Ticareti suçunda birçok ağırlaştırıcı hâl mevcuttur. Bu hâller;</p>



<ul><li>Uyuşturucu ve uyarıcı madde verilen veya satılan kişinin çocuk olması halinde verilecek hapis cezası 15 yıldan az olamaz.</li></ul>



<ul><li>Okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askeri ve sosyal amaçla toplu bulunulan binalar ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi halinde verilecek ceza ½ oranında arttırılır.</li></ul>



<ul><li>Uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin eroin, kokain, morfin, sentetik kannabinoid ve türevleri veya bazmorfin olması halinde verilecek ceza 1/2 oranında arttırılır.</li></ul>



<ul><li>Üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında, suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde, verilecek ceza bir kat artırılır.</li></ul>



<ul><li>Tabip, diş tabibi, eczacı, kimyager, veteriner, sağlık memuru, laborant, ebe, hemşire, diş teknisyeni, hastabakıcı, sağlık hizmeti veren, kimyacılıkla veya ecza ticareti ile iştigal eden kişi tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.</li></ul>



<ul><li>Uyuşturucu veya uyarıcı etki doğurmamakla birlikte, uyuşturucu veya uyarıcı madde üretiminde kullanılan ve ithal veya imali resmi makamların iznine bağlı olan maddeyi ülkeye ithal eden, imal eden, satan, satın alan, sevk eden, nakleden, depolayan veya ihraç eden kişi, sekiz yıldan az olmamak üzere hapis ve bin günden yirmi bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.</li></ul>



<p>Uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti suçu kapsamında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması mümkündür. Etkin pişmanlığın oluşabilmesi için kişinin kendi özgür iradesi ile bu neticeyi elde etmesi ve meydana gelen suçun etkilerini ortadan kaldırmak için harekete geçmesi gerekmektedir. Bu doğrultuda;</p>



<ul><li>Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarına iştirak etmiş olan kişi, <strong>resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce</strong>, diğer suç ortaklarını ve uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin saklandığı veya imal edildiği yerleri merciine haber verirse, verilen bilginin suç ortaklarının yakalanmasını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini sağlaması halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz şeklinde düzenleme yapılmıştır. Burada asıl önemli olan husus etkin pişmanlıktan faydalanacak kişinin gerekli bilgiyi RESMİ MAKAMLAR TARAFINDAN HABER ALINMADAN ÖNCE VERMİŞ OLMASIDIR.</li></ul>



<ul><li>Bu suçlar haber alındıktan sonra gönüllü olarak, suçun meydana çıkmasına ve fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım eden kişi hakkında verilecek ceza, yardımın niteliğine göre dörtte birden yarısına kadarı indirilir şeklinde düzenleme yapılmıştır. Burada ise resmi makamların haberinin olduğu zamandan bahsedilmektedir. Şayet resmi makamların haberi varsa bu durumda ceza verilmemesi değil; cezada hakim takdirine bırakılmış olan indirim gündeme gelecektir. Burada takdiri indirim belirlenmesi veya etkin pişmanlık hükümlerine sokulması için kişinin verdiği ifadelerin doğru olması ve sonuca götürmesi gerekmektedir. Eşkalini tam hatırlamadığı kişiler veya hayali isimler kullanması ya da vermesi etkin pişmanlıktan yararlanmasını sağlamayacaktır.</li></ul>



<ul><li>Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı soruşturma başlatılmadan önce resmi makamlara veya sağlık kuruluşlarına başvurarak tedavi ettirilmesini isterse, cezaya hükmolunmaz.</li></ul>



<ul><li>Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi, resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce, bu maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiğini merciine haber vererek suçluların yakalanmalarını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini kolaylaştırırsa, hakkında cezaya hükmolunmaz.</li></ul>



<p>İmza Hukuk ve Danışmanlık Bürosu olarak Uyuşturucu Madde Ticareti ve Uyuşturucu Madde Kullanımı suçlarından kaynaklanan tüm uyuşmazlıklarla ilgilenmekte olup bu kapsamda mağduriyetlerin artmaması ve yargılama sonucunda hatalı bir karar çıkmasının önüne geçmek için yoğun çaba sarf etmekteyiz. Danışmak istediğiniz başkaca hususlar ve hukuki destek almak için iletişim numaramızdan ve elektronik posta adresimizden bizlere ulaşabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kıdem Tazminatı</title>
		<link>https://imzahukuk.com/hukuk/is-ve-sosyal-guvenlik-hukuku/kidem-tazminati/270/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[imzahukuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 May 2020 22:00:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[ihbar]]></category>
		<category><![CDATA[işten çıkarma]]></category>
		<category><![CDATA[Kıdem]]></category>
		<category><![CDATA[mobbing]]></category>
		<category><![CDATA[tazminat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://imzahukuk.com/?p=270</guid>

					<description><![CDATA[Kıdem tazminatı 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesi ile tanınmış olan bir haktır. 1475 sayılı İş Kanunu her ne kadar kaldırılmış olsa da 14. Maddesi halen yürürlüktedir. Kıdem tazminatının amacı işçilerin, işverene karşı vermiş oldukları hizmetlerin bir karşılığı olarak nitelendirilebilecektir. Bir diğer deyiş ile işçilerin yaptıkları işler sebebiyle kendilerinde oluşan yıpranmanın bir karşılığıdır. Kıdem tazminatına]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Kıdem tazminatı 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesi ile tanınmış olan bir haktır. 1475 sayılı İş Kanunu her ne kadar kaldırılmış olsa da 14. Maddesi halen yürürlüktedir. Kıdem tazminatının amacı işçilerin, işverene karşı vermiş oldukları hizmetlerin bir karşılığı olarak nitelendirilebilecektir. Bir diğer deyiş ile işçilerin yaptıkları işler sebebiyle kendilerinde oluşan yıpranmanın bir karşılığıdır.</p>



<p>Kıdem tazminatına hak kazanılabilmesi için işçinin, işyerinde en az 1 yıllık çalışma yapmış olması gerekmektedir. 1 yıllık çalışma kıdem tazminatına hak kazanılabilmesi için minimum çalışma süresidir. Ancak 1 yıl veya daha fazla çalışmış herkes kıdem tazminatına hak kazanamaz.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Kıdem Tazminatına Nasıl Hak Kazanılır?</h2>



<p>Kıdem tazminatına hak kazanmak için 4857 sayılı İş Kanunu’nda yer alan şartların oluşması gerekmektedir. Bu kapsamda işçinin; ölümü, askerlik görevi sebebiyle işini terk etmek zorunda kalması, emekliliğe hak kazanmış olması olağan sebepler olarak gösterilebilir. Ayrıca işçi;</p>



<ul><li>Sürekli olarak fazla mesai yapıyor ve karşılığı ödenmiyor ise,</li><li>Maaşı, sigorta priminde gösterilenden daha fazla ödeniyor ve bu nedenle elden ödeme alıyor ise,</li><li>Görevi olan işte kendi rızası olmaksızın esaslı değişiklik yapıldı ise,</li><li>Ulusal Bayram ve Genel Tatil çalışmalarının karşılığında ek ücretini alamıyor ise,</li><li>İşyerinde sürekli olarak mobbing baskısına maruz bırakılıyor ise,</li><li>İşyerinde cinsel tacize (sözlü veya fiziksel) uğruyor ise,</li><li>Ücreti kanunda belirtilen sınırın altında ödeniyor ise,</li><li>Kadın işçiler için evleniyor ise,</li><li>İşçinin işyeri kendi rızası alınmaksızın değiştirilmiş ise,</li><li>Sigortasız çalıştırılıyor ise,</li><li>İşveren tarafından istifaya zorlanmış veya zorla istifa dilekçesi imzalatılmış ise,</li></ul>



<p>İş akdini haklı nedenle feshetme hakkına sahip olacaktır. Belirtilmiş olan tüm bu hususların ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24. maddesinde yer alan hususların varlığı halinde işçi iş akdini feshetmekte haklı nedene sahip olmakta ve bu doğrultuda kıdem tazminatına hak kazanmaktadır. İşçinin iş akdinin haklı nedenle feshetmesi halinde veya işveren tarafından hiçbir haklı nedene dayanmaksızın iş akdinin feshedilmesi halinde işçi kıdem tazminatına ve kıdem tazminatı ile birlikte ihbar tazminatına da hak kazanacaktır. İşçinin iş akdinin haklı nedene dayanarak feshetmesi için öncelikli olarak ihtar çekilmesi ve bu doğrultuda iş akdinin feshinin yapılması hukuken daha sağlıklı olacaktır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Dava Açma Süresi</h2>



<p>Kıdem tazminatına hak kazanan işçiler için dava açma süresi ise değişiklik göstermektedir. Bu kapsamda 25.10.2017 tarihinden önce iş akdi feshedilmiş olan işçiler için dava açma süresi 10 yıldır. Örneğin iş akdi 2010 yılının 12. Ayında feshedilmiş olan işçi davasını 2020 yılının 12. Ayına kadar açma hakkında sahiptir. Ancak 25.10.2017 tarihinden sonra iş akdi feshedilen işçiler için zamanaşımı süresi 5 yıldır. Örneğin 2017 yılının 12 ayında iş akdi feshedilmiş olan işçi 2022 yılının 12. Ayına kadar dava açma hakkına sahiptir. Ancak bu sürelerin sonuna kadar beklenmesi diğer yan hakların kayba uğramasına sebep verecektir.</p>



<p>01.01.2018 tarihinde yürürlüğe giren zorunlu arabuluculuk uyarınca işçi &#8211; işveren ilişkisinden kaynaklanan hukuki uyuşmazlıklar için dava yoluna gidilmeden önce zorunlu arabuluculuğa başvuru şartı getirilmiştir. Bu doğrultuda dava açılmaksızın öncelikle işveren ile işçi arasında toplantı yapılmalı ve bu toplantılar neticesinde bedel üzerinde anlaşma olmaz ise İş Mahkemeleri’nde kıdem, ihbar ve mevcut ise diğer alacaklar yönünden dava açılmalıdır.</p>



<p>İmza Hukuk ve Danışmanlık Bürosu olarak işçi-işveren arasındaki tüm &nbsp;uyuşmazlıklarla ilgilenmekte ve bu kapsamda işçilerin haklarına kavuşması ve emeklerinin karşılığının alınması için yoğun çaba sarf etmekteyiz. Aklınıza takılan başkaca hususları danışmak ve hukuki destek almak için iletişim numaramızdan ve elektronik posta adresimizden bizlere ulaşabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İşe İade Davası</title>
		<link>https://imzahukuk.com/hukuk/is-ve-sosyal-guvenlik-hukuku/ise-iade-davasi/268/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[imzahukuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 May 2020 21:58:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[haksız fesih]]></category>
		<category><![CDATA[iş davası]]></category>
		<category><![CDATA[işe iade]]></category>
		<category><![CDATA[işten çıkarma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://imzahukuk.com/?p=268</guid>

					<description><![CDATA[Kimler İşe İade Davası Açabilir Otuz veya daha fazla işçi çalıştırılan bir işyerinde en az 6 aylık çalışması olan işçi, belirsiz süreli iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı nedene dayanmaksızın feshedilmesi halinde işe iade davası açabilir. İşe iade davası sadece iş sözleşmesinin işveren tarafından feshi halinde gündeme gelebilir. İşçi, işveren tarafından haklı nedenlere dayanılarak iş akdi]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading">Kimler İşe İade Davası Açabilir</h2>



<p>Otuz veya daha fazla işçi çalıştırılan bir işyerinde en az 6 aylık çalışması olan işçi, belirsiz süreli iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı nedene dayanmaksızın feshedilmesi halinde işe iade davası açabilir. İşe iade davası sadece iş sözleşmesinin işveren tarafından feshi halinde gündeme gelebilir. İşçi, işveren tarafından haklı nedenlere dayanılarak iş akdi feshedilmiş ise bu durumda işe iade davası açamaz.</p>



<p>İşe iade davası, işverenin keyfi uygulamalar ile işçilerin iş sözleşmesini feshetmesini ve bu doğrultuda işçileri mağdur etmesini engellemek amacıyla getirilmiştir. İşe iade davasında amaç işverenin fesih gerekçesinin haksız olduğunu ve bu doğrultuda iş sözleşmesinin feshinin haklı veya geçerli bir nedene dayanmaması sebebiyle geçersiz olduğunu ispat ederek tekrardan işe dönmesini sağlamaktır. İşe iade davasını kazanan işçi, çıkartılmış olduğu pozisyondan daha aşağıda bir pozisyonda işe başlatılamaz. Hangi statüde iş akdi feshedilmiş ise işçi o statüden işe devam edecektir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Dava Açma Süresi</h2>



<p>İşe iade davası açılması için kanuni süreler mevcuttur. İş sözleşmesinin feshedildiği ve fesih beyanının işçi tarafından öğrenildiği tarihten itibaren 1 ay içerisinde bu dava açılmadır. Ancak 01.01.2018 tarihinden itibaren ülkemizde uygulanmaya başlayan arabuluculuk başvuru yolu işe iade davaları açısından da zorunludur. Bu durumda işçi, iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız olarak feshedilmesinin akabinde 1 ay içerisinde Arabuluculuk Bürosu’na başvuru yapmalıdır. Eğer bu 1 aylık süre kaçırılır ise bu durumda işçi, işe iade davası açma hakkını kaybeder. 1 aylık süre içerisinde Arabuluculuk Kurumuna başvuru yapılmış ve neticesinde anlaşılma sağlanamamış ise bu durumda anlaşamama tutanağının imzalandığı tarihten itibaren 2 hafta içerisinde işe iade davası açılmalıdır. Aksi halde işçi, işe iade davası açma hakkını kaybedecektir.</p>



<p>İşe iade davasını kazanan işçi bu süre içerisinde çalışmadığı için 4 aylık ücret alacağına hak kazanmaktadır. İşe iade davasını kazanan işçi, işe başlatılması için işverene başvuruda bulunmalıdır. Eğer bu başvuruya rağmen işveren, işçiyi işe başlatmaz ise bu durumda işe başlatmama tazminatı ödemek zorunda kalacaktır. İşçinin işe başlatılmadığı hallerde mahkeme tarafından en çok 8 aylık brüt ücret alacağı takdir edilmektedir. Eğer işçi, işe iade davasını kazanır ise yok ve işveren tarafından işe başlatılmaz ise bu durumda en çok 12 aylık brüt ücret alacağına hak kazanacaktır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Dava Kazanılmasına Rağmen İşe Başlatmama</h2>



<p>İşe iade davası, işçinin çalışma hakkını korumayı ve iş akdinin haksız sebeple feshedilmesinin önüne geçmeyi amaçlamaktadır. İşe iade davasını kazanan ve işe başlatılmayan işçi en çok 12 aylık brüt ücret alacağının yanında şartlarını sağlamış ise kıdem ve ihbar tazminatı almaya da hak kazanacaktır. Bu kapsamda işçinin kıdem ve ihbar tazminatı hakları zedelenmemektedir. Nitekim işe başlatmama akabinde işbu alacaklar içinde arabuluculuk yoluna başvurularak dava süreci başlatılacaktır.</p>



<p>İmza Hukuk ve Danışmanlık Bürosu olarak, işçi &#8211; işveren uyuşmazlıklarından kaynaklanan tüm uyuşmazlıklarla ilgilenmekte olup bu kapsamda işçilerin haklarına kavuşması ve emeklerinin karşılığının alınması için yoğun çaba sarf etmekteyiz. Aklınıza takılan başkaca hususlar ve hukuki destek almak için iletişim numaramızdan ve elektronik posta adresimizden bizlere ulaşabilirsiniz.</p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ceza İnfaz Kanunu&#8217;nda Yapılan Son Değişiklikler</title>
		<link>https://imzahukuk.com/hukuk/ceza-hukuku/ceza-infaz-kanununda-yapilan-son-degisiklikler/266/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[imzahukuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 May 2020 21:57:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceza Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[ceza]]></category>
		<category><![CDATA[cezaevi]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel suç]]></category>
		<category><![CDATA[hapis]]></category>
		<category><![CDATA[hükümlü]]></category>
		<category><![CDATA[infaz]]></category>
		<category><![CDATA[tahliye]]></category>
		<category><![CDATA[tutuklu]]></category>
		<category><![CDATA[uyuşturucu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://imzahukuk.com/?p=266</guid>

					<description><![CDATA[15.04.2020 tarihinde TBMM tarafından çıkartılmış olan 7242 numaralı kanun ile birlikte cezalarda infaz sistemi değişikliğe uğramıştır. İşbu yazımızdaki amaç cezaların infaz oranlarının ne şekilde belirleneceği ve bu doğrultuda kesinleşmiş olan ceza sebebiyle kişinin cezaevinde ne kadar zaman geçireceği gibi hususlara açıklık getirmektir. İnfaz Kanunu’nda yapılan değişiklikler uyarınca Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) yer alan Kasten Öldürme]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>15.04.2020 tarihinde TBMM tarafından çıkartılmış olan 7242 numaralı kanun ile birlikte cezalarda infaz sistemi değişikliğe uğramıştır. İşbu yazımızdaki amaç cezaların infaz oranlarının ne şekilde belirleneceği ve bu doğrultuda kesinleşmiş olan ceza sebebiyle kişinin cezaevinde ne kadar zaman geçireceği gibi hususlara açıklık getirmektir.</p>



<p>İnfaz Kanunu’nda yapılan değişiklikler uyarınca Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) yer alan Kasten Öldürme Suçları (TCK m. 81, 82, 83), İşkence Suçu (TCK m. 94, 95), Eziyet Suçu (TCK m. 96), Cinsel Saldırı Suçları (TCK m. 102/1), Reşit Olmayanla Cinsel İlişki (TCK m. 104/1), Cinsel Taciz (TCK m. 105), Devletin Sırlarına Karşı Suçlar (TCK m. 326-339), Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurmak veya Yönetmek yada Örgütün Faaliyeti Kapsamında İşlenen Suçlar (TCK m. 220), Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Yönelik Suçlar (TCK m. 132-138), mükerrer suçlardan (TCK m. 58) ceza almış olan kişiler yeni düzenlenmiş olan infaz kanunundan YARARLANAMAZ. Bu kapsamda işbu suçlardan hüküm giymiş olanlar eski düzenleme uyarınca haklarında hükmedilmiş olan cezanın 2/3’ünü ceza infaz kurumlarında geçirdikten sonra koşullu salıverilmeden yararlanma hakkına sahip olacaklardır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Değişiklik Kapsamında Olmayan Suçlar</h2>



<p>Yine; Cinsel Dokunulmazlığı Karşı Suçlar (TCK m. 102/2, 103, 104/2-3), Uyuşturucu Madde Ticareti Suçu (TCK m. 188), Terörle Mücadele Kanunu uygulanmış olan Terör Suçları kapsamında da yeni infaz kanunu herhangi bir değişiklik getirmemiştir. Bu kapsamda işbu suçlardan hüküm giymiş olanlar eski düzenleme uyarınca haklarında hükmedilmiş olan cezanın 3/4’ünü ceza infaz kurumlarında geçirdikten sonra koşullu salıverilmeden yararlanma hakkına sahip olacaklardır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Getirilen Değişiklikler</h2>



<p>Eski kanun uyarınca denetimli serbestlikten yararlanma oranı standart olarak 1 yıl şeklinde belirlenmiştir. Ancak yeni kanun uyarınca denetimli serbestlik oran olarak belirtilmiştir. Bu doğrultuda vatandaşlar ceza infaz kurumlarında geçirecekleri sürenin 4/5’ini tamamladıkları hâlde denetimli serbestlikten yararlanabileceklerdir. Ancak bu orana rağmen denetimli serbestlikten yararlanılacak süre 3 yılı geçemez. Örnek vermek gerekirse 10 yıl ceza almış bir kişi 1/2 infaz sistemi ile ceza infaz kurumlarında 5 yıl geçirecektir. Bu 5 yılın 4/5’i olan 4 sene ceza infaz kurumunda kalan bir kişi denetimli serbestlikten faydalanmak suretiyle tahliye edilecektir. Kısaca belirtmek gerekirse 10 yıl ceza alan bir kişi ceza infaz kurumunda sadece 4 yıl kaldıktan sonra serbest olacaktır.</p>



<p>Bu kapsamda <strong>suç tarihi 30.03.2020 öncesinde</strong> olan bir hükümlünün 6 yıl veya daha az hapis cezası almış olması durumunda, işlemiş olduğu suç, sayılan istisnalar dışında ise kapalı cezaevinde olsa dahi serbest kalacaktır. 30.03.2020 tarihinden önce işlenmiş ve cezası 6 yıl veya daha az hapis cezası içeren kararlarda hükümlüler 3 gün ceza infaz kurumunda kaldıktan sonra tahliye olacaklardır.</p>



<p>Kanunda denetimli serbestliğin düzenlediği maddelerde her ne kadar cezanın infazının 4/5’inin yatılması halinde ve 3 yılı geçmemek üzere demiş olsa da; bu duruma da istisnalar getirilmiştir. Bu kapsamda;</p>



<ul><li>0-6 Yaş arası çocuğu bulunan kadın hükümlüler</li><li>Ağır hastalık, engellilik ve kocama nedeniyle hayatlarını yalnız idame ettiremeyen hükümlüler</li></ul>



<p>Bakımından bu şartlar 3/5 infaz oranına ve denetimli serbestlik hükümleri de 4 yıla kadar uzatılmıştır. 30.03.2020 tarihinden önce olmak ve kanunda belirtilen ve yukarıda sayılan istisnalar dışında olmak kaydıyla; ağır hastalık, engellilik ve yaşlılık sebebiyle hayatını tek başına idame ettiremeyen 65 yaş ve üstü hükümlüler herhangi bir şekilde süre şartına tabi olmaksızın denetimli serbestlikten yararlanabilecektir. Yine 30.03.2020 tarihinden önce olmak kaydıyla 70 yaşının üzerinde yer alan hükümlüler içinde denetimli serbestlik süresi 4 yıl olarak uygulanacaktır.</p>



<p>Yukarıda belirtilmiş olan infaz düzenlemelerinin tamamı 30.03.2020 tarihinden önce işlenmiş olan suçların infazı ve denetimli serbestlik hükümleri için geçerlidir. Bu kapsamda 30.03.2020 tarihinden sonra işlenmiş olan suçlar bakımından denetimli serbestlik şartı 1 yıl olarak uygulanacak ve yine denetimli serbestlik şartından faydalanmak için açık ceza infaz kurumunda bulunma şartı aranacaktır.</p>



<p>İmza Hukuk ve Danışmanlık Bürosu olarak, ceza hukukundan kaynaklanan tüm sorunlarınızla ilgilenmekte ve bu kapsamda kişilerin haklarının ve hakkaniyetin korunması için yoğun çaba sarf etmekteyiz. Aklınıza takılan başkaca hususlarda danışmak ve hukuki destek almak için iletişim numaramızdan ve elektronik posta adresimizden bizlere ulaşabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlamsız İcra Takibi</title>
		<link>https://imzahukuk.com/hukuk/icra-ve-iflas-hukuku/ilamsiz-icra-takibi/264/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[imzahukuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 May 2020 21:55:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İcra ve İflas Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[çek]]></category>
		<category><![CDATA[fatura]]></category>
		<category><![CDATA[icra]]></category>
		<category><![CDATA[ilamsız icra]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://imzahukuk.com/?p=264</guid>

					<description><![CDATA[İcra takibi kısaca, alacağın yasal yollarla ve cebri icra vasıtası ile borçludan tahsil edilmesidir. Takibin dayanağının ne olduğu, borcun hangi ilişkiden kaynaklandığı, tahsil edilecek bedelin suç vasıtası ile elde edilmemiş olması halinde önemsizdir. Örnek vermek gerekirse; fatura, çek, senet, sözleşme, sözlü vb. ilişkilerden kaynaklı olarak meydana gelmiş olan borçların tahsili için icra takibi yoluna başvurulabilir.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İcra takibi kısaca, alacağın yasal yollarla ve cebri icra vasıtası ile borçludan tahsil edilmesidir. Takibin dayanağının ne olduğu, borcun hangi ilişkiden kaynaklandığı, tahsil edilecek bedelin suç vasıtası ile elde edilmemiş olması halinde önemsizdir. Örnek vermek gerekirse; fatura, çek, senet, sözleşme, sözlü vb. ilişkilerden kaynaklı olarak meydana gelmiş olan borçların tahsili için icra takibi yoluna başvurulabilir. İlamsız icra takipleri için de kendi içerisinde genel haciz yolu ile takip ve kambiyo senetlerine özgü takip yolu olarak genel bir ayrım yapılabilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Usulü</h2>



<p>Genel haciz yolu ile icra takibi başlatılabilmesi için bir takip talebi ve ödeme emri gerekmektedir. Takip talebine ve ödeme emrine alacağın hangi ilişkiden kaynaklandığı yazılır. Borçluya icra dairesi tarafından gönderilen tebligata borçlunun itiraz hakkı mevcuttur. Borçlu bu doğrultuda tebligat kendisine ulaştıktan sonra 7 gün içerisinde icra takibine itiraz edebilir. İtirazın içeriğinde şekil şartları aranmamıştır. Borçlunun salt olarak <em>“itiraz ediyorum” </em>demesi dahi yeterli olacaktır. Borçlu süresi içerisinde icra takibine itiraz ederse bu durumda icra takibi duracaktır. Borçlu borcun tamamına itiraz edebileceği gibi sadece belirli bir kısmına da itiraz edebilir. Örneğin; 10.000 TL’lik bir icra takibinde borçlu 6.000 TL’lik bedele itiraz ettiyse bu durumda 6.000 TL’lik bedel açısında icra takibi duracak ve kalan 4.000 TL’lik bedel yönünden cebri icraya devam edilecektir.</p>



<p>İcra takibinin kesinleşmesi ile birlikte alacaklı, alacağını tahsil etmek gayesi ile ev veya işyeri haczi, emniyet sorgusu ile araç haczi, tapu sorgusu ile borçlunun taşınmazları varsa taşınmazlarının haczi, çalışmakta ise maaş haczi, bankalara haciz ihbarnamesi gönderilmesi suretiyle banka hesaplarının haczi vb. gibi yollara başvurarak alacağını tahsil yoluna gidecektir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Takibe İtiraz Edilirse</h2>



<p>Borçlu tarafından icra takibine itiraz edilmesi halinde, alacaklı itirazın kaldırılması için, itiraz dilekçesinin kendisine tebliğinden itibaren 1 yıl içerisinde genel mahkemelerde itirazın iptali davası veya 6 ay içerisinde İcra Hukuk Mahkemesinde itirazın kaldırılması davası açmalıdır. Borçlunun itirazında haksız olduğu anlaşıldığı takdirde İcra İflas Kanunu (İİK) uyarınca borçlu, alacağın %20’si kadar tazminat ödemek durumunda kalabilecektir. Eğer borçlunun itirazı haklı kabul edilirse bu durumda alacaklı, borçlunun icra takibine karşı yaptığı itirazını kaldırmak veya iptal etmek için kötü niyetli hareket ettiyse %20 oranında tazminat ödemek durumunda kalabilecektir.</p>



<p>Kambiyo senetlerine özgü icra takibinde ise durum genel haciz yolundan daha farklı olmaktadır. Kambiyo senetleri TTK’da tanımlanmış olup bu kapsamda poliçe, bono ve çek kambiyo senedi vasfını taşımaktadır.</p>



<p>Kambiyo senetleri ile yapılan icra takiplerinde de takip talebi ve ödeme emri düzenlenmektedir. Genel haciz yolu ile takipten farklı olarak takibe konu kambiyo senedinin aslı icra dairesi tarafından kasaya alınmakta ve takip eklerine senet fotokopisinin eklenmesi gerekmektedir. Borçlu tebligat eline ulaştıktan sonra 5 gün içerisinde icra takibine itiraz edebilir. Ancak kambiyo senetlerine itiraz genel haciz yolunda olduğu gibi kolay değildir. Bu kapsamda borçlu sadece senedin kambiyo vasfını haiz olmadığına, imzasının kendisine ait olmadığına ve borcun sona erdiğine dair itirazda bulunabilir. İtiraza bakmaya yetkili merci İcra Hukuk Mahkemesi’dir. Borçlunun itirazı icra takibini durdurmaz. İcra takibinin durdurulmasına itiraza bakan merci olan İcra Hukuk Mahkemesi karar verecektir. İcra Hukuk Mahkemesi geçici olarak durdurma kararı verebilir. (İİK m. 170/2) Bu durum gerçekleşir ve takip geçici olarak durdurulursa ve yargılama neticesinde borçlunun itirazında haksız olduğu anlaşılır ise İİK m. 170/3 uyarınca borçlu takibe konu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere inkâr tazminatına ve takip konusu alacağın %10’u oranında para cezasına mahkûm edilir.</p>



<p>Borçlunun 5 günlük itiraz süresi içerisinde icra takibine itiraz etmemesi durumunda takip kesinleşir. Ancak takibin kesinleşmesi ile birlikte haciz işlemlerinin uygulanmasına başlanamaz. Tebligatın borçlunun eline ulaşması ile birlikte 5 günlük itiraz süresi 10 günlük ödeme süresi mevcuttur. Borçlunun 10 gün içerisinde borcunu icra dosyasına, alacaklı vekiline veya alacaklıya ödememesi halinde haciz işlemlerine başlanabilir.</p>



<p>Kambiyo senetlerine özgü icra takibinin kesinleşmesi ile birlikte alacaklı, alacağını tahsil etmek gayesi ile ev veya işyeri haczi, emniyet sorgusu ile araç haczi, tapu sorgusu ile borçlunun taşınmazları varsa taşınmazlarının haczi, çalışmakta ise maaş haczi, bankalara haciz ihbarnamesi gönderilmesi suretiyle banka hesaplarının haczi vb. gibi yollara başvurarak alacağını tahsil yoluna gidecektir.</p>



<p>İcra takiplerine başlanılması ve icra takiplerinden kaynaklı davaların takibi ve süreci teknik bilgi ve hassaslık gerektirmektedir. İİK uyarınca yanlış yapılacak bir itiraz veya yanlış mahkemede açılacak bir itirazın iptali davası veya elinde İİK uyarınca belirtilmiş belgeler olmaksızın açılacak olan itirazın kaldırılması davası ağır neticelere ve hak kayıplarına neden olacaktır. Bu doğrultuda avukatınızdan destek almanızı tavsiye ederiz.</p>



<p>İmza Hukuk ve Danışmanlık Bürosu olarak, İcra ve İflas Kanunu uyarınca alacağın tahsili yollarının tümü ve İcra İflas Kanunu’ndan kaynaklanan tüm uyuşmazlıklar ile ilgilenmekte olup bu kapsamda alacakların elde edilmesi ve yaşanan mağduriyetlerin bir an evvel giderilmesi için yoğun çaba sarf etmekteyiz. Aklınıza takılan başkaca hususlar ve hukuki destek almak için iletişim numaramızdan ve elektronik posta adresimizden bizlere ulaşabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
